Vanhaber24 – Bulgaristan’dan Türkiye’ye göç eden bir ailenin çocuğu olarak Bursa’da dünyaya gelen 35 yaşındaki Rasim Mert, doğduğu ülkenin vatandaşı olamadan yaşam mücadelesi veriyor. Soy bağı tespit edilemediği gerekçesiyle kimliksiz bırakılan Mert, “Bu ülkeye aidim. Kimliğimi almak ve askerlik görevimi yapmak istiyorum” diyerek sesini duyurmaya çalışıyor.
Kimliksiz bir yaşam: Doğduğu ülkede “yok” sayılan bir genç
1989 göç dalgasıyla Bulgaristan’dan Türkiye’ye sığınan on binlerce ailenin hikâyesi bugün hâlâ devam eden bir hak mücadelesine dönüşmüş durumda. O hikâyelerden biri de 1990’da Bursa’da dünyaya gelen Rasim Mert’in hayatını sessizce kemiren, 35 yıllık kimliksiz bir yaşam.
Annesi ve babası göç ettikten sonra Türkiye’ye yerleşti, Rasim burada doğdu, burada büyüdü, burada okula başladı. Ancak ailesinin Türkiye’ye geliş sürecinde yaşanan bürokratik gecikmeler ve belgelerdeki eksiklikler, onun yaşamını kökünden değiştirdi.
Bugün Rasim Mert’in elinde doğum belgesi, okul diploması, eğitim kaydı gibi onlarca resmi evrak bulunuyor. Fakat tüm belgeler, soy bağı tespit edilemediği gerekçesiyle kimlik çıkarılması için yeterli görülmüyor.
“Türkiye’de doğdum, Türkçe konuştum, bu bayrak altında yaşadım”
Rasim Mert, yaşadıklarını anlatırken sesinin titrediğini gizlemiyor:
“Türkiye’de doğdum ama yok sayılıyorum. Ailem, kardeşlerim, akrabalarım hepsi Türk vatandaşı. Ben ise doğduğum ülkenin nüfusuna bile kayıtlı değilim. Defalarca başvurdum, dilekçeler verdim, resmi evraklar sundum ama her seferinde ‘soy bağın tespit edilemedi’ denilerek geri çevrildim.”
Mert’in kimliksizliği yalnızca hukuki bir sorun değil; yaşamını doğrudan etkileyen, onu toplum içinde görünmez kılan bir durum. Sigortalı işte çalışamıyor, evlilik yapamıyor, banka hesabı açamıyor, sağlık hizmeti alamıyor. Bir acil durumda hastaneye dahi kimliksiz gidemeyeceğini söylüyor.
En büyük hayali: Askerlik yapmak
Rasim, yıllarca kimlik için mücadele ederken en büyük hayalinin Türk ordusunda görev yapmak olduğunu belirtiyor:
“Bu ülkeyi çok seviyorum. Bu vatan için bir görevim olsun istiyorum. Askerlik yapmak çocukluk hayalimdi ama kimliğim olmadığı için mümkün olmadı. Kimliğimi aldığım gün ilk işim askere yazılmak olacak.”
Ona göre kimlik sadece bir belge değil; aidiyetin, hukuk önünde var olmanın ve bir insan olarak tanınmanın sembolü.
Diploma var, nüfus kaydı yok: Çelişkiler zinciri
Rasim Mert, kimliği olmadığı hâlde okula yazılabilmiş; ilkokulu, ortaokulu başarıyla bitirmiş, hatta resmi diploma almış. Bu durum, Türkiye’de kimliksiz bireylerin eğitim sürecine dair sistemsel eksiklikleri de gözler önüne seriyor.
“Devlet bana diploma verdi. Okula giderken sorun çıkmadı. Ama kimliğe gelince ‘yoksun’ deniliyor. Bu nasıl bir çelişki?” diye soruyor.
Bu örnek, göçmen kökenli ailelerde arşiv düzeni bozukluğu ve soy bağı tespit süreçlerinin ciddi eksiklerle yürütüldüğünü de ortaya koyuyor.
Avukat Berivan Şevval Oktay: “Bu dava Türkiye’de emsal niteliğinde”
Rasim Mert’in avukatı Berivan Şevval Oktay, konunun sıradan bir kimlik başvurusu olmadığını, Türk hukukunda çok ender görülen bir durumla karşı karşıya olduklarını belirtiyor.
“Müvekkilim Türkiye’de doğmuş, büyümüş, okumuş ve hayatını burada sürdürmüş olmasına rağmen nüfus kaydına alınmamış. Sorunun kaynağı, ailesinin göç sürecindeki belgelerin eksikliği. Soy bağı tespiti davası açtık. Mahkeme sonuçlandığında Rasim Mert’in annesi üzerine nüfus kaydı yapılacak ve ardından vatandaşlık başvurumuz tamamlanacak.”
Oktay, dosyanın emsal teşkil edeceğini, bundan sonra benzer durumda olan yüzlerce kişi için yol açacağını vurguluyor.
Hak savunucuları: “Kimlik bir lütuf değil, temel bir insan hakkıdır”
Uzmanlar, Rasim Mert’in durumunun Türkiye’de hâlâ çözülmemiş göçmenlik dosyalarının yarattığı yapısal bir soruna işaret ettiğini belirtiyor.
Kimliksiz bireylerin hak ihlallerine en açık gruplardan biri olduğu, sosyal güvenlik, sağlık, eğitim ve istihdam gibi en temel haklara erişemedikleri aktarılıyor.
“Bu ülkede doğdum, bu ülkede öleceğim; yeter ki beni tanısınlar”
Rasim Mert, yıllardır süren mücadelesinin artık çözülmesini istiyor:
“Ben başka bir ülke istemiyorum. Bu topraklarda doğdum, burada yaşayacağım. Devletten tek isteğim beni resmen tanıması. Kimlik almak bir ayrıcalık değil, en doğal hakkım.”
Mahkemenin vereceği karar, yalnızca Rasim için değil, benzer kaderi yaşayan birçok göçmen kökenli birey için de tarihi bir sürecin kapısını aralayacak.