1. Haberler
  2. İnsan Hakları
  3. Bursa’daki vahşet davasında yeni detaylar: Cani babanın mesajları ortaya çıktı

Bursa’daki vahşet davasında yeni detaylar: Cani babanın mesajları ortaya çıktı

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Vanhaber24 — Bursa’da üç çocuğunu öldüren Murat Kılıç’ın yargılandığı davada, sanığın eşine attığı “Çocuklar kara toprak oldu” mesajı ortaya çıktı. Feministler, uzmanlar ve hukukçular, olayın kişisel bir cinnet değil sistematik bir “kadına yönelik şiddet ve kadın düşmanı zihniyetin yansıması” olduğunu vurguluyor.

Bursa’nın Nilüfer ilçesinde 29 Mayıs 2024’te üç küçük çocuğunu vahşice katleden Murat Kılıç’ın davasında yeni ayrıntılar gün yüzüne çıktı. Kızları Zeynep (11), Aslı (6) ve 3 yaşındaki oğlu Muhammet Ali’yi öldürdükten sonra polise teslim olan Kılıç, Bursa 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde 3 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle yargılanıyor.

Mahkemeye sunulan deliller arasında, Kılıç’ın cinayetlerden hemen sonra Erzurum’da yaşayan eşine attığı mesajlar var. Sanığın, “Ne yapacaksın çocuksuz… Son pişmanlık fayda etmez… Çocuklar kara toprak oldu” ifadelerini içeren mesajı, olayın bilinçli bir planlama olduğunu gösteren en kritik unsurlardan biri olarak değerlendiriliyor.


Otopside 20 bıçak yarası: Çocukların bedenleri şiddetin kanıtı

Katliam sonrası yapılan otopside, iki kız çocuğunun vücudunda yaklaşık 20 bıçak darbesi tespit edildi. 3 yaşındaki Muhammet Ali’nin boğularak öldürüldüğü belirlendi.

Çocuklar, anneleri Gülay Kılıç’ın yaşadığı Erzurum Karayazı’da yan yana toprağa verildi. Geride ise ölmeden önce yıkayıp pencerelerine astıkları küçük kıyafetler kaldı.


Sanığın ifadesi: “Hatırlamıyorum” savunması

Murat Kılıç, SEGBİS üzerinden katıldığı duruşmada “olayları hatırlamadığını, cinnet geçirdiğini” iddia ederek tutuksuz yargılanma talep etti. Ancak dava dosyasındaki raporlar, bu savunmayı çürütüyor.

Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nin raporuna göre Kılıç’ta herhangi bir akıl sağlığı bozukluğu yok.
Bu da cinayetlerin “cinnet” değil, sistematik bir şiddet sürecinin devamı olduğunu hukuken güçlendiriyor.


Psikolojik şiddet, tehditler ve kontrolcü davranışlar

Sanığın mahkemede yaptığı açıklamalar, aile içi şiddet uzmanlarının “kadın cinayetleri ve çocuk katliamlarında sık görülen kontrolcü erkek profiline” işaret ettiğini gösteriyor.

Sanık, eşinin kendisini “tuzak kurmakla” suçladığını söylerken, asıl olarak kendi tehditlerini kabul etti:

  • “Kendimi öldüreyim mi söyle?”

  • “Çocukları dövüyorum, lanet olsun bana.”

  • “Beni deli ettin, çocuklar kara toprak oldu.”

Bu ifadeler, kadına yönelik psikolojik şiddetin yıllardır sürdüğünü ve cinayetle sonuçlanan sürecin “ani bir öfke patlaması değil”, sistemli bir erkek şiddeti olduğunu ortaya koyuyor.


Hukukçular uyarıyor: Bu bir ‘boşanma davası trajedisi’ değil

Uzmanlara göre Türkiye’de birçok kadın cinayeti ve çocuk katli, boşanma süreçlerinde kadınların aylarca süren şiddet ve tehditlere rağmen korunamaması nedeniyle yaşanıyor.

Feminist hukukçular, bu davanın da benzer bir örnek olduğuna dikkat çekiyor:

  • Kadın koruma kararına rağmen çocuklar babaya teslim edilmiş olabilir.

  • Sanık, kontrolü kaybettiğini hissettiğinde çocukları bir “intikam aracı” olarak kullanmış.

  • Bu olay bir “aile faciası” değil, kadın ve çocuklara yönelik sistematik erkek şiddetidir.


Duruşmada okunan mesajlar: Cinayetin itirafı

Mahkeme Başkanı, sanığa olay günü attığı mesajları teker teker okudu:

  • “Çok şeytana uydun.”

  • “İnadın yüzünden perişan ettin.”

  • “Çocuklar kara toprak oldu, deli ettin beni.”

Sanığın yanıtı ise hep aynıydı: “Hatırlamıyorum.”

Ancak bu mesajlar, cinayetlerin bilinçli ve planlı bir eylemin parçası olduğunu gösteriyor.


Toplumsal tepki büyüyor: Kadın örgütleri davayı takipte

Kadın örgütleri ve çocuk hakları savunucuları davayı yakından takip ediyor. Olay, Türkiye’de son yıllarda artan:

  • boşanma sürecinde işlenen kadın ve çocuk cinayetleri,

  • kadınların yetersiz korunması,

  • şiddet döngüsünün devlete rağmen engellenememesi,

  • failin “cinnet” yalanına sığınması

sorunlarını yeniden gündeme taşıdı.

Psikologlara göre bu tür cinayetler, toplumdaki kadın düşmanı kültürün, öfke kontrolsüzlüğünün ve ataerkil hak iddiasının en uç örneklerini yansıtıyor.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir