Vanhaber24 — Rusya Dışişleri Bakanlığı, Ukrayna’daki çatışmanın çözümü için yürütülen diplomatik girişimlerde Türkiye ve Belarus’un arabulucu rolü üstlenebileceğini açıkladı. 24 Şubat 2022’de başlayan Rusya–Ukrayna Savaşı’nın sona ermesi için küresel diplomasi trafiği yoğunlaşırken, Moskova’dan gelen bu yeni açıklama uluslararası arenada dikkat çekti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında gerçekleşen son telefon görüşmesi, Rusya–Ukrayna savaşının geleceği açısından kritik değerlendirmelerin yapıldığı bir temas olarak kaydedildi. Görüşmede Rusya ile Ukrayna arasındaki çatışmalar, bölgesel dinamikler ve küresel güvenlik konuları ele alındı. Görüşmenin ardından Moskova’nın yaptığı arabuluculuk açıklaması, Ankara ile Minsk’in olası diplomatik rolüne işaret eden yeni bir gelişme olarak öne çıktı.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un değerlendirmelerine göre, Rusya’nın Ukrayna ile yürütülecek olası müzakere sürecinde “üçüncü ülke arabuluculuğu” ihtimali açık bırakılıyor. Lavrov, Türkiye ve Belarus’un bu süreçte yer alabilecek ülkeler arasında değerlendirildiğini ifade etti.
Lavrov’un açıklaması, Rusya’nın ABD tarafından hazırlanan ve kamuoyunda “Trump barış planı” olarak bilinen öneri paketine yönelik değerlendirmeleri sırasında geldi. Rus devlet ajanslarının aktardığına göre Lavrov, Washington’dan kendilerine iletilmesi beklenen plan taslağının hâlâ değerlendirme aşamasında olduğunu, belgelerin medyaya sızdırılmasının ise “bilinçli bir manipülasyon yöntemi” olabileceğini söyledi.
Lavrov şu ifadeleri kullandı:
“ABD’nin ortaya sunduğu metin üzerinde Avrupa ve Ukrayna ile yapılan koordinasyon henüz tamamlanmadı. Belgelerin bir kısmının medyaya sızdırılması, söylem manipülasyonu yaratmaya yönelik olabilir. Buna rağmen ABD ile iletişim kanallarımız açık; onların anlaşmayı bize resmi olarak iletmesini bekliyoruz.”
Bakan Lavrov, Ukrayna ile yürütülecek olası görüşmelerde Türkiye ve Belarus gibi ülkelerin arabulucu rol üstlenebileceğini de sözlerine ekledi. Ankara’nın son yıllarda hem Rusya hem de Ukrayna ile sürdürdüğü diplomatik temaslar ve özellikle Tahıl Koridoru Anlaşması’ndaki rolü dikkate alındığında, Türkiye’nin böyle bir süreçte yeniden devreye girmesinin “muhtemel seçenekler” arasında olduğu değerlendiriliyor.
Kremlin: ABD’nin planındaki bazı maddeler uygun
Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Kremlin Dış Politika Danışmanı Yuri Uşakov da ABD tarafından hazırlanan 28 maddelik barış planına ilişkin açıklamalarda bulundu. Uşakov, söz konusu planın Alaska Zirvesi’nde taraflar arasında ortaya çıkan çerçeveyle uyumlu unsurlar taşıdığını söyledi ancak tüm maddelerin kabul edilebilir olmadığını vurguladı.
Uşakov’un değerlendirmelerine göre:
-
Planın bazı maddeleri Rusya açısından “uygulanabilir” olarak görülüyor.
-
Diğer kısmının ise taraflar arasında detaylı biçimde müzakere edilmesi gerekiyor.
-
Washington’ın revize edilmiş planı henüz Moskova’ya resmi olarak iletmediği belirtiliyor.
Uşakov konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Bize gönderilen planın içeriğini biliyoruz. Ancak diğer hükümler üzerinde istişare yürütülmesi gerekiyor. Bu konu henüz bizimle detaylı şekilde ele alınmış değil.”
Trump planı: Uluslararası diplomasi trafiğinin merkezinde
ABD tarafından hazırlanan barış planının Kiev’e sunulmasının ardından, hem Rusya hem de Ukrayna tarafından farklı açıklamalar yapılmıştı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, söz konusu planın “nihai bir barış sürecinin temelini oluşturabileceğini” söylemiş ve değerlendirmeye açık olduklarını belirtmişti.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ise ülkesinin milli çıkarlarından taviz vermeden bir barış planı üzerinde çalıştıklarını ifade etmişti. Zelenskiy’nin açıklamaları, Kiev’in ABD’den gelen öneriyi “prensipler doğrultusunda incelemeye” hazır olduğu şeklinde yorumlanmıştı.
Bu çerçevede ABD’nin, Rusya ve Ukrayna arasında yeni bir müzakere zeminini şekillendirme çabaları devam ederken, Moskova’nın Türkiye ve Belarus’u işaret etmesi dikkat çekti.
Arabuluculuk olasılığı ne anlama geliyor?
Türkiye, savaşın başladığı ilk günden bu yana hem Ukrayna hem Rusya ile diplomatik iletişimi sürdüren az sayıda NATO üyesi ülkeden biri oldu. İstanbul’da yapılan müzakereler ve Tahıl Anlaşması’nın yürürlüğe girmesi, Ankara’nın arabuluculuk kapasitesine dair uluslararası toplumda güven oluşturdu.
Belarus ise Rusya’nın yakın müttefiki olarak daha önce Minsk’te düzenlenen barış görüşmelerine ev sahipliği yapmıştı. Bu nedenle Moskova’nın iki ülkeyi işaret etmesi, hem “güven duyduğu aktörleri” hem de “bölgesel konumlanmışlığı” ön plana çıkarması açısından önem taşıyor.
Ancak hem Lavrov’un hem Uşakov’un açıklamalarında ortak nokta, “somut adımların ancak resmi belgeler gönderildikten sonra atılacağı” yönünde.