Vanhaber24 — Deprem uzmanı Yoshinori Moriwaki, Türkiye’nin deprem riskinde dünyada en yüksek ülkeler arasında yer aldığını belirterek, 21 milyonu aşan yapı stokunun yüzde 50’sinin kaçak olduğunu söyledi. “Deprem gerçeğini artık tartışmayı bırakıp hazırlık aşamasına geçmek zorundayız” dedi.
Konferansta Türkiye–Japonya deprem karşılaştırması
Selçuk Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nin düzenlediği konferansa katılan Japon deprem uzmanı, mimar ve inşaat mühendisi Yoshinori Moriwaki, Türkiye’nin deprem tehlikesine dair çarpıcı analizler yaptı. Moriwaki, hem Türkiye’nin jeolojik yapısını hem de yapı stokunu değerlendirirken, ülkenin yıllardır çözülemeyen deprem hazırlığı sorununa işaret etti.
Japonya’da mimarların ve mühendislerin sismoloji, jeofizik ve jeoloji eğitimi almak zorunda olduğunu hatırlatan Moriwaki, Türkiye’de bu zorunluluğun olmamasının deprem güvenliği açısından büyük bir eksiklik olduğunu söyledi.
“Türkiye ve Japonya birbirine çok benziyor ama Türkiye’de fay yapısı daha karışık. Japonya’da dört büyük levha var, Türkiye’de altı. Bu kadar karmaşık bir coğrafyada depreme hazırlıksız olmak ciddi bir sorun,” ifadelerini kullandı.
“Türkiye, deprem kaynaklı can kayıplarında dünyada üçüncü sırada”
Moriwaki’nin en dikkat çekici uyarılarından biri, Türkiye’nin deprem nedeniyle yaşanan can kayıplarında dünya genelindeki sıralamasıydı. Uzman, bu tabloyu “üzücü ama gerçek” diyerek şöyle açıkladı:
“Türkiye’de yapı stokunun yüzde 50’si kaçak. Bu koşullarda deprem kayıplarının yüksek olması şaşırtıcı değil. Dünyada deprem kaynaklı can kayıplarında üçüncü sıradasınız. Bu durumdan utanmak değil, sonuç üretmek gerekir.”
Moriwaki, 2001’de yürürlüğe giren Yapı Denetimi Kanunu’nun her ilde aynı biçimde uygulanmadığını, birinci derece deprem bölgesi olmasına rağmen bazı illerde yıllarca denetim yapılmadığını vurguladı.
21 milyonu aşan yapı stokunun yarısı kaçak
Türkiye’nin en temel sorunlarından biri olan yapı stoku kalitesine ilişkin veriler uzman tarafından oldukça net ifade edildi:
-
Türkiye genelinde 21 milyonu aşan yapı bulunuyor.
-
Bu yapıların en az yüzde 50’si kaçak veya mevzuata aykırı.
-
1999 öncesi yapılan binaların büyük bölümü riskli.
-
Denetim mekanizmalarının eşitsizliği, riski büyütüyor.
Moriwaki’ye göre bu tablo, beklenen büyük depremlerde can kayıplarının neden yüksek olabileceğini açıklıyor. Uzman, özellikle büyükşehirlerde kaçak yapılaşmanın kontrol altına alınması gerektiğini söyledi.
“Balıkesir’de büyük deprem beklemiyorum”
Konferanstaki teknik değerlendirmelerde Moriwaki, Türkiye’nin bölgesel deprem risk haritasını da yorumladı. Ege Bölgesi’nin çok sayıda aktif fay hattı nedeniyle en riskli bölgelerden biri olduğunu vurguladı.
Moriwaki’nin bölgesel değerlendirmeleri:
-
Ege Bölgesi: “Çok sayıda fay hattı var, risk yüksek.”
-
Bandırma ve Bursa: “Orta düzeyde riskli bölge.”
-
Balıkesir özelinde: “Balıkesir’de büyük bir deprem beklemiyorum.”
-
Konya, Karaman, Niğde: “Risk düşük, ancak küçük depremler devam edebilir.”
-
Kırklareli ve Karadeniz’in çoğu: “Türkiye’nin en ‘rahat’ bölgesi.”
Bu açıklamalar, Türkiye’nin batısından doğusuna uzanan fay hattı çeşitliliğini bir kez daha gündeme getirdi.
“Depremi durduramazsınız, hazırlığı artırabilirsiniz”
Moriwaki’nin konuşmasında öne çıkan noktalardan biri, deprem gerçeğinin inkâr edilemeyeceği ancak kayıpların azaltılabileceği yönündeki hatırlatmasıydı.
“Depremi önleyemezsiniz, ancak kayıpları azaltabilirsiniz. Bunun için yapı kalitesini artırmalı, eğitimleri zorunlu kılmalı ve denetimi güçlendirmelisiniz.”
Uzman, ayrıca Türkiye’de deprem bilincinin toplumun geneline yayılması gerektiğini belirtti. Belediyeleri, üniversiteleri ve merkezi yönetimi koordineli çalışmaya davet etti.
Resmî kurumlara çağrı: Denetim eşitliği sağlanmalı
Türkiye’de yapı denetim sisteminin il bazında oldukça farklı uygulandığını belirten Moriwaki, özellikle birinci derece deprem bölgelerinin tamamında aynı standartların zorunlu hâle getirilmesi gerektiğini ifade etti.
-
Denetim şirketlerinin standartlaştırılması,
-
İnşaat mühendisliği eğitimlerinin deprem bilimleriyle güçlendirilmesi,
-
Saha kontrollerinin siyasi etkiden bağımsızlaştırılması gerektiğini söyledi.
Sonuç: Türkiye hazırlık ile risk arasında sıkışmış durumda
Uzmanın değerlendirmeleri, Türkiye’nin hâlâ “yüksek risk – yetersiz hazırlık” çizgisinde bulunduğunu ortaya koyuyor. Yapı stoku kalitesinin iyileştirilmesi, denetimlerde eşit uygulama sağlanması ve toplumun bilinçlendirilmesi, önümüzdeki yıllar için en kritik başlıklar olarak öne çıkıyor.