1. Haberler
  2. Ekonomi
  3. Asgari ücret tartışması büyüyor: Yeni maaş açlık sınırının altında kalacak

Asgari ücret tartışması büyüyor: Yeni maaş açlık sınırının altında kalacak

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Vanhaber24 — SGK Başuzmanı İsa Karakaş, 2026 asgari ücretinin enflasyon karşısında daha cebimize girmeden eriyeceğini, hatta Türk-İş’in açıkladığı açlık sınırının bile altında kalacağını söyledi. Uzman uyarıyor: Mevcut komisyon yapısında işçi temsilinin etkisi yok, karar hükümet–işveren cephesinde şekilleniyor.

Aralık ayında toplanacak Asgari Ücret Tespit Komisyonu Türkiye’nin en kritik ekonomik gündem maddesi hâline gelirken, milyonlarca emekçinin geçim beklentilerini doğrudan ilgilendiren tartışmalar da yeniden alevlendi. Ekonominin gidişatı, enflasyon verileri ve resmi kurumların öngörüleri, 2026 için belirlenecek rakamın ne kadar gerçekçi olacağı sorusunu gündemin başına taşıyor.

SGK Başuzmanı İsa Karakaş’ın değerlendirmeleri ise, özellikle dar gelirli kesim açısından tabloyu daha da karanlık hale getiriyor.


“Yeni asgari ücret işçinin cebine girdiğinde çoktan aşılmış olacak”

Karakaş, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın TÜFE hedefini %31–33 bandına çektiğini hatırlatarak, yeni ücret ne kadar yüksek açıklanırsa açıklansın yılın ilk aylarında büyük ölçüde eriyeceğini belirtiyor. Türk-İş’in ekim ayı verilerinde açıkladığı 28 bin 412 TL’lik açlık sınırı, zaten mevcut asgari ücretin çok gerisinde.

Uzman, bekar bir çalışanın yaşama maliyetinin Türk-İş hesaplamalarına göre 36 bin 984 TL olduğunu, mevcut asgari ücretle arasında 14 bin 880 TL’lik devasa bir fark bulunduğunu vurguluyor.

Karakaş’ın en çarpıcı uyarısı ise şu:

“Enflasyon her ay bu maliyetleri yukarı çekiyor. Bu nedenle 2026 asgari ücreti belirlenene kadar bekar işçinin yaşam maliyeti 40 bin TL’yi aşmış olacak. Yani yeni asgari ücret, daha çalışanın cebine girmeden açlık sınırının bile altında kalacak.”

Bu tablo, Türkiye’de çalışan nüfusun yaklaşık %40’ının asgari ücret veya biraz üzerinde maaşla geçinmeye çalıştığı düşünüldüğünde, sistematik bir yoksullaşmanın işareti olarak yorumlanıyor.


“Asgari ücretlinin temsilcisi komisyonda yok”

Karakaş’ın altını çizdiği en önemli meselelerden biri de komisyonun yapısı. Mevzuata göre komisyon üç taraflı görünse de, gerçekte masada asgari ücretli çalışanı doğrudan temsil eden kimsenin bulunmadığını dile getiriyor:

“Komisyon üyelerinin hiçbiri asgari ücretle çalışan değil. Üstelik hiçbir taraf, asgari ücretli istihdam eden veya bu kesimin yaşam koşullarını birebir temsil eden bir yapı değil.”

Bu nedenle sendikaların komisyonda “varmış gibi” görünmesinin bir yanılsama olduğunu ifade eden Karakaş, Türk-İş’in komisyondan çekilme tartışmalarının sonucu değiştirmeyeceğini açıkça söylüyor.


“Sendikaların etkisi kalmayacak”

Karakaş’a göre masadaki esas belirleyici güç, hükümet ile işveren kesiminin ortak pozisyonu. Zira:

  • Hükümet: İstihdam kaybı olmasın, enflasyon artmasın, ihracat baskılanmasın gerekçelerini öne sürüyor.

  • İşveren: Yüksek faiz ve döviz baskısı nedeniyle maliyetlerin daha fazla artmamasını talep ediyor.

  • İşçi kesimi: Ay sonunu getirememe gerçeğiyle sıkışmış durumda.

Bu denklemde sendikaların ağırlığı doğal olarak zayıflıyor.

Karakaş, bu tabloyu net bir dille şöyle özetliyor:

“2026 asgari ücreti, Türk-İş’in açıklayacağı açlık sınırının altında belirlenecek. Bu süreçte sendikaların güçlü etkisi olmayacak.”


Ekonomik ve toplumsal analiz: Neden açlık sınırına endeksleme yapılmıyor?

Türkiye’de asgari ücretin yıllardır “genel ücret seviyesi” haline gelmesi, ekonomik yapının kırılganlığının en büyük göstergelerinden biri. Ücretlerin açlık sınırıyla yarışır hale gelmesi ise yapısal dönüşüm ihtiyacının kaçınılmaz olduğunu gösteriyor.

Uzmanlar bu durumun üç temel sebebi olduğuna dikkat çekiyor:

  1. Ücret politikalarının ekonomik dengeye değil, siyasi ve makro göstergelere göre belirlenmesi

  2. Enflasyonun ücret artışını sürekli geriden takip etmesi

  3. Asgari ücretin sosyal politika aracı değil, fiilen temel ücret haline gelmesi

Karakaş’ın çözüm önerisi net:

“Asgari ücretin açlık sınırına endekslenmesi şart. Ancak mevcut koşullarda bu hedef uzak bir hayal gibi duruyor.”


Sonuç: Kırılgan gelir düzeninin gölgesinde yeni bir asgari ücret

Türkiye 2026’ya yaklaşırken milyonlarca çalışan, yaşam maliyetlerinin hızla yükseldiği bir dönemde umutla yeni ücreti bekliyor. Ancak uzmanların değerlendirmeleri, asgari ücretin insan onuruna yakışır yaşam standardından hâlâ uzak kalacağına işaret ediyor.

Belirlenecek rakamın, ekonomik tercihlerin değil, gerçek hayatın şartlarını öncelemesi gerektiği vurgulanıyor.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir