Vanhaber24 – Ankara.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında verdiği “hak ihlali” kararının kesinleşmesinin ardından, tahliye sürecine ilişkin tartışmalar yeniden gündemin ilk sırasına yerleşti.
Demirtaş’ın avukatları, kararın ardından Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’ne ikinci kez tahliye başvurusu yaptı. Ancak henüz resmi bir yanıt verilmedi.
AİHM Kararı: “Tutukluluk Keyfi ve Siyasi Nitelikte”
AİHM, Türkiye’nin yaptığı itirazı reddederek Demirtaş’ın tutukluluğunun hak ihlali oluşturduğuna hükmetti. Mahkeme, Demirtaş’ın 9 yıla yaklaşan tutukluluğunun “keyfi ve siyasi amaçlı” olduğuna dikkat çekti.
Kararın kesinleşmesiyle birlikte, tahliye önünde herhangi bir hukuki engel kalmadı. Ancak yerel mahkemeler henüz bu kararı uygulamaya koymadı.
AİHM, kararında ayrıca Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5. ve 10. maddelerini ihlal ettiğini belirtti. Bu maddeler, “özgürlük ve güvenlik hakkı” ile “ifade özgürlüğü”nü güvence altına alıyor.
Avukatlar: “Tahliye Zorunlu, Keyfi Tutukluluk Bitmeli”
Demirtaş’ın avukatlarından yapılan açıklamada, AİHM kararının Türkiye açısından bağlayıcı olduğu vurgulandı:
“Bu karar artık kesindir. Türkiye’nin itiraz hakkı kalmamıştır. Müvekkilimizin tahliyesi gecikmeden sağlanmalıdır.”
Avukatlar, AİHM kararlarının Anayasa’nın 90. maddesi gereğince iç hukukta doğrudan uygulanması gerektiğini hatırlatarak, “mahkemelerin bekleme lüksü yoktur” ifadelerini kullandı.
Siyasi Tepkiler: “Yargı mı, Siyaset mi Belirliyor?”
Tahliye kararının uygulanmaması, hem hukuk çevrelerinde hem de siyasette yoğun tartışmalara neden oldu.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada, “Tahliyesi Türkiye için hayırlı olacaktır,” derken; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bu ülke yargı ülkesidir, yargı ne derse ona uyarız,” açıklamasında bulundu.
Ancak muhalefet cephesi, bu açıklamaları “zamana oynama taktiği” olarak nitelendirdi. CHP ve DEM Parti sözcüleri, “Yargı siyasetin gölgesinde karar alamaz” diyerek tepki gösterdi.
Adalet Bakanlığı’ndan Sessizlik
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, konuyla ilgili sorulara, “AİHM kararı ilgili mahkemeye ulaştığında değerlendirilecektir,” yanıtını vermekle yetindi.
Hukukçular ise bu tavrın, AİHM kararlarının “uygulanmamasını meşrulaştırdığı” görüşünde.
Bir hukuk uzmanı, Bianet’e yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:
“Demirtaş davası, Türkiye’nin Avrupa hukuk sistemi içindeki güvenilirliğini belirleyecek. Eğer bu karar uygulanmazsa, Avrupa Konseyi’nin Türkiye’ye yönelik yaptırım süreci yeniden başlatılabilir.”
Uluslararası Baskı Artıyor
AİHM kararının ardından Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri ve Avrupa Parlamentosu yetkilileri, Türkiye’yi açıkça uyardı.
Rudaw’ın aktardığına göre, AB temsilcileri “Karar uygulanmazsa, Türkiye’nin uluslararası yükümlülükleri ihlal edilmiş olur” açıklamasında bulundu.
Medyascope’un özel haberinde ise, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Aralık ayında Türkiye’yi gündemine alabileceği ifade edildi.
Demirtaş Cephesi: “Bekliyoruz ama sessiz değiliz”
Demirtaş ailesi ve avukatları, süreci yakından takip ediyor.
Avukatlar, “Tahliye başvurumuzun değerlendirileceğini umut ediyoruz. Ancak bu süreç uzarsa, AİHM’in yeni yaptırım mekanizmaları devreye girebilir,” açıklamasını yaptı.
Selahattin Demirtaş’ın yakın çevresi ise, tahliyenin “bu hafta içinde gerçekleşebileceğine” dair iddiaların Ankara kulislerinde konuşulduğunu doğruladı.
Sonuç: Hukukun testi yeniden
AİHM kararının kesinleşmesiyle birlikte, Türkiye’nin önünde yalnızca iki seçenek kaldı:
Ya uluslararası hukuk yükümlülüklerini yerine getirip Demirtaş’ı tahliye edecek,
ya da bir kez daha “yargı bağımsızlığı” tartışmalarını derinleştirecek.
Türkiye’nin demokrasi sınavı, bir kez daha mahkeme koridorlarında veriliyor.