Vanhaber24 — ABD basını, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun olası bir iktidar değişikliğinde Türkiye’ye sürgün edilebileceği yönündeki iddiayla gündemi salladı. Washington Post’un özel haberinde, Maduro’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan’a duyduğu güven ve Türkiye’nin “mükemmel seçenek” olarak görülmesi uluslararası tartışmayı büyüttü.
Washington Post’un iddiası: “Maduro devrilirse Türkiye’ye gidebilir”
ABD–Venezuela hattında tansiyon yeniden yükselirken, Washington Post’ta yayımlanan bir analiz Latin Amerika’dan Avrupa’ya, Ortadoğu’dan Türkiye’ye kadar geniş bir alanda siyasi gündemi harekete geçirdi. Gazetenin iddiasına göre, olası bir iktidar değişimi, askeri müdahale ya da diplomatik baskı sonucu devrilme ihtimaline karşı Maduro’nun en olası sürgün adresi Türkiye.
Haberde, ismi açıklanmayan üst düzey bir yetkiliye dayandırılan ifadeler “Maduro’nun Türkiye ile yakın bağları, muhtemel bir sürgün anlaşmasının yolunu kolaylaştırabilir” sözleriyle öne çıktı. Kaynağa göre, böyle bir anlaşma ABD’ye iade edilmeme garantisi de içerebilir.
“Türkiye onun için mükemmel bir yer”
Washington Post’un aktardığı kulis bilgileri daha çarpıcı bir detayı içeriyor. Habere göre Maduro, Türkiye’yi hem jeopolitik hem siyasi hem de kişisel güvenlik açısından “ideal” bir seçenek olarak görüyor. Analizde şu ifadeler yer aldı:
“Türkiye onun için mükemmel bir yer. Maduro, Erdoğan’a güveniyor. Erdoğan’ın da Trump’la ilişkileri iyi. Bu denklem sürgün senaryolarında sıkça konuşuluyor.”
Bu sözler, Maduro’nun uzun süredir Türkiye ile yürüttüğü yakın temasları, resmi ziyaretleri, ekonomik anlaşmaları ve siyasi diyaloğu hatırlatan bir arka planı işaret ediyor.
Türkiye–Venezuela ilişkilerinin perde arkası
Türkiye ile Venezuela arasındaki ilişkiler, 2017’den itibaren belirgin şekilde ivme kazanmıştı. Maduro’nun Türkiye’ye yaptığı resmi ziyaretler, kriz dönemlerinde Ankara’nın Maduro yönetimine verdiği destek, altın ticareti, ekonomik anlaşmalar ve diplomatik yakınlaşma, iki lideri bölgesel dengelerde “ortak hareket eden aktörler” konumuna taşımıştı.
Bu nedenle Washington Post’un iddiası, yalnızca bir diplomatik spekülasyon değil; geçmiş 8 yılın jeopolitik gelişmelerine dayalı bir değerlendirme olarak görülüyor.
ABD–Venezuela gerilimi yeni seviyede
İddianın gündeme geldiği günlerde ABD–Venezuela gerilimi yeni bir düzeye çıkmış durumdaydı. ABD yönetimi, kısa süre önce Maduro ve üst düzey Venezuelalı isimlerin yönettiğini iddia ettiği “Cartel de los Soles” örgütünü Yabancı Terörist Örgütler (FTO) listesine aldı.
Bu adım, Washington’ın Maduro’yu “uluslararası suç faaliyeti” ile ilişkilendirerek baskıyı genişlettiğini gösteriyor. Caracas yönetimi ise bunu sert ifadelerle reddederek, “ABD’nin olası müdahalesi için üretilmiş bir bahane” olarak nitelendirdi.
Tansiyonu daha da yükselten gelişme ise ABD’nin dünyanın en büyük savaş gemilerinden USS Gerald R. Ford ve saldırı grubunu bölgeye göndermesi oldu.
Maduro’dan karşı hamle: 4,5 milyon kişilik milis gücü
Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro, ABD’nin askeri adımlarına karşı ülkede 4,5 milyon kişilik milis gücünü seferber ettiklerini açıkladı. Maduro’ya göre, ülke olası bir askeri müdahaleye karşı “tam savunma pozisyonunda”.
Bu askeri hazırlıklar, Venezuela’daki baskının arttığına, iç siyasi dengelerin giderek daha kırılgan hale geldiğine işaret ediyor. Dolayısıyla Washington Post’un sürgün iddiası, gerçekleşmesi imkânsız olmayan bir geleceğe dair ciddi bir senaryo olarak değerlendiriliyor.
ABD Savunma Bakanı savaş gemisini ziyaret etti
Gerilim sürerken ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in USS Gerald R. Ford’u ziyaret etmesi, Amerikan medyasında “savaş mesajı” olarak yorumlandı. Hegseth, gemide Şükran Günü yemeği verirken yaptığı açıklamada uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadeleyi gerekçe gösterdi.
Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump da, Venezuela’dan gelen uyuşturucunun ABD’de her yıl yüz binlerce kişinin ölümüne neden olduğunu öne sürerek sert bir mesaj verdi:
“Deniz yolunu büyük ölçüde kestik. Çok yakında karadan da durduracağız. Bu daha kolay.”
Bu söylem, Venezuela’ya yönelik askeri ve siyasi baskının yalnızca artacağını gösteriyor.
Sürgün tartışmaları neden Türkiye üzerinden yürüyor?
Washington Post’un analizi, iki önemli nedeni işaret ediyor:
1. Erdoğan–Maduro ilişkilerinde karşılıklı güven
Maduro, uluslararası alanda en çok Türkiye’ye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a güvendiğini defalarca açıklamıştı. Türkiye’nin Venezuela kriz dönemlerinde açık destek vermesi ve diplomatik ilişkileri koparmaması bu güveni pekiştirdi.
2. Türkiye’nin coğrafi ve siyasi avantajları
Türkiye hem NATO üyesi olması hem de Batı–Doğu ekseninde çok yönlü diplomasi izleyebilmesi nedeniyle sürgün için “dokunulmazlık sağlayabilecek” bir pozisyonda görülüyor.
Bu iddianın Türkiye’deki yansımaları
Uzman yorumlarına göre:
-
Eğer böyle bir sürgün ihtimali resmiyet kazanırsa, Türkiye uluslararası alanda yeni bir tartışma merkezine dönüşebilir.
-
Washington–Ankara ilişkileri bu senaryoda daha da karmaşık hale gelebilir.
-
Latin Amerika ülkeleri içinde Türkiye’nin rolü farklı bir stratejik konuma kayabilir.
Türkiye’nin böyle bir adımı kabul edip etmeyeceği konusunda henüz resmi hiçbir açıklama bulunmuyor.