Vanhaber24 – Antalya’da 27 çocuğa yönelik istismar davasında yeniden yargılanan öğretmen Mahmut Aydın Köksar, 19 çocuk için indirimsiz 500 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Antalya’da istismar davası: Öğretmen Mahmut Aydın Köksar’a 19 çocuğa yönelik suçtan indirimsiz 500 yıl hapis
Antalya’nın Kepez ilçesinde 8 yıl önce bir ilkokulda görev yaparken 27 çocuğa yönelik nitelikli cinsel istismar suçlamasıyla tutuklanan eski öğretmen Mahmut Aydın Köksar, yeniden yapılan yargılama sonucunda 19 çocuk yönünden indirimsiz 500 yıl hapis cezası aldı. Türkiye’de çocuk istismarına ilişkin verilen en yüksek cezalardan biri sayılan karar, hem aileler hem de çocuk hakları savunucuları tarafından “gecikmiş bir adalet” olarak değerlendiriliyor.
Olay, yıllar önce çocukların rehberlik servisi ve aileleriyle paylaştığı beyanlar üzerine açığa çıkmış, soruşturma derinleşmiş ve Köksar tutuklanarak meslekten men edilmişti. Ancak dava, yalnızca suçun ağırlığıyla değil, yargı sürecindeki eksiklikler, raporların tamamlanmaması ve delil toplamadaki gecikmeler nedeniyle defalarca istinaf ve Yargıtay aşamalarında geri dönerek uzun yıllar boyunca sürüncemede kalmıştı.
İstinaftan dönen dosya yeniden birleşti
Köksar hakkında ilk aşamada 621 yıl hapis cezası verilmiş, ayrıca başka bir çocuk için ek 15 yıl daha ceza almıştı. Böylece toplam ceza 636 yıl olarak kayıtlara geçmişti. Ancak dosya, 6 çocuğa ait uzman raporlarının eksik olduğu gerekçesiyle istinaf mahkemesinden geri döndü.
Ardından dosya Yargıtay’a taşındı. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 12 çocukla ilgili verilen mahkûmiyet kararlarını, “hükmü etkileyecek nitelikte hukuka aykırılıklar, delil değerlendirmesindeki eksiklikler ve tespit yetersizliği” nedeniyle bozdu.
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararı da hukuki usule uygun bulunmayarak bozulunca dosya, eksik raporların da tamamlanması için tekrar Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi ve tüm dosyalar tek bir çatı altında birleştirildi.
Bu süreç, ailelerin ve çocuk hakları savunucularının yıllardır dile getirdiği yapısal sorunlara yeniden dikkat çekti:
Türkiye’de cinsel istismar davalarının uzun sürmesi, yargılamanın çocuk üzerindeki yükü, delil toplamadaki gecikmeler, uzman raporlarının bekletilmesi ve faillerin bazı aşamalarda cezasızlıkla yüzleşme olasılığı.
Feminist örgütler ve çocuk koruma uzmanları, bu tür gecikmelerin “adalet gecikirse, adalet olmaktan çıkar” gerçeğini pekiştirdiğini ve çocukların korunması için yapısal reform ihtiyacını yeniden gündeme getirdi.
19 çocuk için ayrı ayrı ceza: Toplam 500 yıl
Yeniden görülen davada sanık Köksar önceki ifadelerini tekrarlasa da mahkeme heyeti, dosyadaki raporlar, çocukların beyanları ve bilirkişi değerlendirmeleri doğrultusunda suçun sabit olduğuna hükmetti.
Mahkeme, eski öğretmenin 19 çocuk yönünden ‘Nitelikli cinsel istismar’ suçunu işlediğinin sabit görüldüğünü, hiçbir indirim uygulanmadan her çocuk için ayrı ayrı ceza verildiğini açıkladı.
Sanık toplamda 500 yıl hapisle cezalandırıldı.
Bu kararın özellikle “indirim uygulanmaması” yönüyle dikkat çektiği belirtiliyor. Çünkü Türkiye’de çocuk istismarı davalarında mahkemelerin zaman zaman “iyi hâl indirimi”, “pişmanlık” veya “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” gibi uygulamalarla faillerin cezalarının düşürüldüğü biliniyor. Bu nedenle karar, çocuk hakları örgütleri tarafından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Ailelerin yıllardır süren mücadelesi: ‘Bu bir ceza değil, bir nefes’
Mahkemeden çıkan aileler, kararın ardından duygusal anlar yaşadı. Birçok aile, yıllardır devam eden hukuk mücadelesinin yıpratıcı olduğunu ancak adaletin yerini bulmasının bir nebze de olsa rahatlama sağladığını ifade etti.
Ailelerden birinin şu sözleri, çocuk istismarı davalarının sosyal ve duygusal yükünü gözler önüne seriyor:
“Bu cezalar, yaşananları geri getirmiyor. Çocuklarımız büyüdü, yaraları hâlâ derin. Ama hiç değilse faillerin korunduğu bir ülkede yaşamadığımızı görmek istiyoruz. Yıllardır mahkeme kapılarındaydık; bugün ilk kez içimiz biraz rahatladı.”
Çocuk hakları alanında çalışan hak örgütleri, kararın önemli olduğunu ancak çocukları koruyan erken müdahale mekanizmalarının güçlendirilmesi, öğretmen seçimi ve denetim süreçlerinin sıkılaştırılması, rehberlik sistemi ve şikâyet mekanizmalarının iyileştirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Uzmanlardan çağrı: “Bu dosya sistemin eksiklerini görünür kılıyor”
Çocuk psikologları ve hukukçular, dava sürecinin Türkiye’de çocuk koruma sisteminin yapısal zayıflıklarını açığa çıkardığını belirtiyor:
-
Uzman raporları aylarca, bazen yıllarca gecikebiliyor.
-
Çocuklar birden çok kez ifade vermek zorunda bırakılıyor, bu da yeniden travmaya yol açıyor.
-
Okullarda erken uyarı sistemleri yetersiz.
-
Şikâyet mekanizmalarına erişim imkânı sınırlı.
-
Failler çoğu zaman ilk aşamalarda idari soruşturmalardan uzak tutulmuyor.
Bu nedenle uzmanlar, Köksar davasının “bir sonuç değil, bir uyarı” niteliği taşıdığını belirtiyor.