Vanhaber24 – Rojin Kabaiş’in bedeninde 2 erkeğe ait DNA tespit edilmesinin ardından babası Nizamettin Kabaiş, “Yabancı numaralardan ölüm tehdidi alıyorum” dedi.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği Bölümü 1’inci sınıf öğrencisi 21 yaşındaki Rojin Kabaiş’in şüpheli ölümüyle ilgili soruşturma derinleşirken, ailesi hem adalet mücadelesi veriyor hem de tehditlerle yüz yüze bırakılıyor. Rojin’in babası Nizamettin Kabaiş, kızının cansız bedeninde 2 farklı erkeğe ait DNA tespit edilmesinin ardından yabancı numaralardan tehdit mesajları aldığını söyledi:
“Rojin’in ölümünde bizim parmağımız vardır, geri çekilmezseniz ölümünüz yakındır”
diyen mesajlar aldığını belirten baba Kabaiş, “Hiç kimseden korkmuyorum, mücadeleye devam edeceğim” sözleriyle geri adım atmayacağını vurguladı.
Kayboluş, 18 gün süren arama ve Mollakasım sahilinde bulunan beden
Rojin Kabaiş, üniversiteye başladıktan sadece üç gün sonra, 27 Eylül akşamı Van Gölü sahilinde kayboldu. Ailesi ve gönüllüler günlerce arama çalışması yürüttü.
18 gün sonra, kaybolduğu yerden 24 kilometre uzaklıktaki Mollakasım Köyü sahilinde bir yurttaşın ihbarı üzerine Rojin’in cansız bedeni bulundu. Bu süreçte aile, hem kayıp sürecinin yönetimine hem de resmi makamların diline ilişkin ağır eleştiriler yöneltiyor.
Baba Nizamettin Kabaiş, kızının intihar etmiş olabileceği yönündeki açıklamalara tepki gösteriyor:
“Kızım intihar edecek biri değildi. Üniversiteyi kazanmış, öğretmenlik hayali kuran, neşeli bir gençti. Onu bizzat ben Van’a getirdim, yol boyunca keyfi yerindeydi. İntihar iddiasını delilsiz ortaya atanlar bizim acımızı ikiye katladı.”
Yurt ve üniversiteye ağır ihmal suçlaması
Kabaiş’e göre, hem üniversite yönetimi hem de yurt idaresi sorumluluktan kaçıyor:
“Cuma akşamı kayboluyor, Cumartesi günü öğle saatlerinde bize haber veriliyor. Bu başlı başına bir ihmal. Hem yurt hem üniversite, bu ihmallerle ölüme sebebiyet vermiş durumda. İkisi hakkında da şikâyetçi olacağız.”
Rojin’in kaybolmasının ardından hiçbir görevlinin görevden uzaklaştırılmamasına, herhangi bir idari soruşturmanın kamuoyuna açık şekilde yürütülmemesine de dikkat çekiyor:
“Şu ana kadar kimse yargılanmadı, kimse ceza almadı. Öğrenciler arkadaşları için yürüyüş yapmak istiyor, rektörlük buna bile engel olmaya çalışıyor. Bari öğrencilerine saygı duyun.”
“Tehdit mesajları DNA raporundan sonra geldi”
Rojin Kabaiş’in bedeninde yapılan incelemelerde, göğüs ve vajinal bölgede iki farklı erkeğe ait DNA tespit edilmiş, ayrıca atletinde başka bir kadına ait kan izine rastlanmıştı. Adli Tıp’ın yeni raporunda bulaşma ihtimalinin büyük ölçüde dışlandığı belirtilirken, bu bulgular cinsel saldırı ve cinayet şüphesini güçlendiriyor.
Baba Kabaiş, bu raporların kamuoyuna yansımasından sonra tehditlerin başladığını söylüyor:
“İki erkeğe ait DNA ortaya çıkınca, yaklaşık bir ay önce 3–4 farklı yabancı numaradan mesaj aldım. Bir videoda Kâbe’nin üzerine uçak bomba bırakıyor, altında ‘Rojin’in ölümünde bizim parmağımız vardır, sen ve ailen geri çekilmezseniz ölümünüz yakındır’ yazıyordu.”
Tehditlere rağmen geri çekilmeyeceğini vurgulayan Kabaiş:
“Bu beni etkilemiyor. Aynı kararlılıkla devam edeceğim. Hiç kimseden korkmuyorum, her yere gidiyorum, yine gideceğim. Bu dosya aydınlanana kadar susmayacağım.”
“Rojin’in atletinde bir kadına ait kan: O kadın kim?”
Soruşturmanın kritik noktalarından biri de Rojin’in atletinde tespit edilen başka bir kadına ait kan izi. Baba Kabaiş, bu ayrıntının aydınlatılması gerektiğini özellikle vurguluyor:
“Savcılık, kanın başka bir kadına ait olduğunu söyledi. Bu kadın kimdir, nasıl temas etmiş, olayla ne ilgisi var? Belki Rojin’i bir yere götüren, aracı olan odur. O kadının tespit edilmesi şart. Bu soru cevaplanmadan dosya tamamlanmış sayılmaz.”
Oda arkadaşıyla görüştürülmedi: “Yurttan özellikle uzak tutuldum”
Kabaiş, kızının yurt odasındaki arkadaşının kendileriyle görüştürülmediğini de anlattı:
“Kayıp sürecinde annesi, teyzeleri, hepimiz oradaydık. Defalarca rica ettik; ‘Oda arkadaşı gelsin, Rojin’le o gece ne konuştu, morali nasıldı anlatsın’ dedik. Yurt idaresi izin vermedi. Oda arkadaşıyla görüşmemize engel oldular. Bu tavır da şüphelerimizi artırıyor.”
Aynı şekilde, Rojin’in kaybolduğu üç gün içinde 16 farklı telefon görüşmesi yaptığının savcılıkça bildirildiğini, bunların 10’unun aile bireyleriyle olduğunu, geri kalan 6 kişinin kim olduğunun ise hâlâ açıklanmadığını söylüyor:
“2–3’ü arkadaşları olabilir ama diğerleri kim? Bize net bilgi verilmedi.”
“Bu bir cinayettir, iki erkeğe ait DNA varken beklemenin anlamı yok”
Baba Kabaiş, Adli Tıp raporlarının ortaya koyduğu tabloya işaret ederek soruşturmanın hızlandırılmasını istiyor:
“Adli Tıp ikinci raporda bu DNA’ların bulaşma olmadığını söyledi. Rojin’in bedeninde iki erkeğe ait DNA tespit edilmişse, bu dosyanın hâlâ bekletilmesini anlayamıyoruz. Bu açıktır: Bu bir cinayettir. Üniversitede, yurtta, çevrede kim varsa DNA örnekleriyle karşılaştırma yapılması lazım.”
Özellikle Van ve çevre köylerdeki erkeklerden DNA alınmasını, kapsamlı bir tarama yapılmasını talep ediyor:
“Hem üniversite hem olay yerine yakın köylerdeki erkek DNA’larına bakılmalı. Katiller ancak böyle bulunabilir.”
“Kadınlardan aldığımız destek bize güç veriyor”
Rojin için Van, Diyarbakır, İstanbul, İzmir, Ankara ve pek çok şehirde düzenlenen eylemlere de dikkat çeken baba Kabaiş, en büyük desteği kadınlardan gördüğünü söylüyor:
“Tüm Türkiye, özellikle Van, Diyarbakır ve kadınlar sahip çıktı. Kadın örgütleri yürüyüşler yaptı, açıklamalar yaptı. Onların varlığı bize güç veriyor. Yalnız olmadığımızı biliyoruz.”
Devlete çağrı: “Bu dosyaya el atın, adaleti işletin”
Nizamettin Kabaiş, sözlerini devlet kurumlarına açık bir çağrıyla tamamlıyor:
“Cumhurbaşkanı’na, İçişleri Bakanı’na, Adalet Bakanı’na sesleniyorum: Bu dosyayı görmezden gelmeyin. 13 aydır neden bu kadar yavaş ilerliyor? Bu sadece Rojin’in değil, tüm kadınların davası. Biz adalet istiyoruz; hakikat neyse ortaya çıksın, katiller kimse yargılansın.”
Rojin Kabaiş’in şüpheli ölümü, yalnızca bir genç kadının hayatının kararması değil; aynı zamanda üniversite kampüslerinde güvenlik, yurtlarda denetim, kadınlara yönelik şiddet ve cezasızlık kültürü üzerine de ağır sorular bırakıyor.